• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Cemil USTA
cemilusta@damatibrahimpasagenclik.org
İntahar
29/05/2013


Yaratılanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşama hakkı da Allah tarafından lutfedilmiş en temel haktır. Dünyaya yaratanını tanıma ve onun gösterdiği doğrultuda hayatını sürdürme amacıyla gönderilen insanın dünyaya gelmesi de dünyadan ayrılması da elinde ve yetkisinde olmayıp bu durum ilâhî iradenin ve düzenin bir parçasını teşkil eder.


İnsanın elinde olan, yaşadığı sürece yaratanını tanıma ve O’na kulluk etme ve böylece O’nun katındaki değerini artırmadır.


İslam, inancı, ırkı ve sosyal konumu ne olursa olsun her insanın hayatını dokunulmaz bir değer olarak kabul edip insan hayatına yönelik her türlü saldırı ve tehlikeyi en etkili şekilde önlemeye çalışır. Savaş, adam öldürme (kısas), isyan, evlinin zinası (recm) gibi toplumsal düzeni kökünden sarsacak olumsuz gelişmeler olmadığı sürece insanların yaşama hakkına müdahaleyi doğru bulmaz. İslam, kişilere yaşama haklarını kendi elleriyle yok etme demek olan intihar hakkını da vermemiş, bunu büyük günahlar arasında saymış, inancı ve ameli ne olursa olsun bu kimselerin sırf intihar etmeleri sebebiyle ahirette büyük bir cezaya çarptırılacağını bildirmiştir.

Kur’an’da bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi yüce bir davranış, bir cana kıymanın da adeta bütün insanları öldürme gibi ağır bir suç ve günah olduğu belirtilir. Maide 32. ayetin bu ifadesine hangi sebeple olursa olsun intihar etmek isteyenler de dâhil görünmektedir. Hz. Peygamber de konuyla ilgili olarak uçurumdan atlayarak, zehir içerek veya öldürücü bir aletle kendini öldüren kimsenin cehenneme gireceğini ve sürekli olarak orada kalacağını buyurarak (Buhâri) bir kaç örnek üzerinde intiharın büyük günah olduğuna ve acı sonuçlarına dikkat çekmiştir. İslam bilginleri intiharı büyük günahlar arsında saymışlardır. İntihar edenin ölüm sonrası hayattaki durumunu gerçekte sadece Allah’ın bileceğini ifade etmelerine rağmen bu konuda bazı açıklamalar mevcuttur.


Kişinin hayatını sürdürecek ölçüde yeme ve içmesi farz olup bundan kaçınarak ölüm orucu tutması intihar hükmünde görülmüştür. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeden kurtulmak için çaba sarf etmeyerek ölümü istemesi de bir nevi intihar sayılmıştır.


İslam bilginleri intihar eden müslümanın, intiharı sebebiyle ahirette çok çetin ve şiddetli bir azab göreceğini hatta cehennemde ebedî olarak kalacağını ifade etseler de -neuzü billâh-, intihar edenin imandan çıktığını ve kâfir olduğunu söylememişlerdir. Çünkü iman ve küfür davranış bozukluğuyla değil, inanç ve düşünce ile ilgilidir. İntihar edenin inanç durumu ise kendisi ile Allah arasındaki bir meseledir.


İntihar eden bir müslüman diğer müslüman cenazelerinde olduğu gibi yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır ve müslüman mezarlığına gömülür. İslam hukukçularının çoğunun görüşü bu yöndedir. Çünkü kelime-yi tevhidi söyleyen herkese yaşadığı sürece, öldüğünde, mezara gömülünceye kadarki işlemlerde müslüman muamelesi yapmak, bundan ötesini Allah’a havale etmek gerekir. (İslam ve Toplum, 2/183 ,Türkiye Diyanet Vakfı)
 
İNTİHARA GÖTÜREN YOLLAR
İntiharın en önemli sebebi Allah’a ve ahiret gününe imanın zayıflığıdır. Müslüman toplumlarda, gayri müslimlere oranla intihar olayları pek azdır. Son zamanlarda müslümanlarda da intiharların sayısı çoğalıyorsa bunun sebebi Kur’an ve sünnetten uzaklaşmadır. İslam’ın insan ve dünya hayatıyla ilgili temel mesajını iyi kavrayamadığı kesimlerde cinsel bunalım, aşk, ihanet, yoksulluk, işsizlik, sakatlık, yakınını kaybetme gibi olaylar da intihara sebep oluyor. Bütün bunlar da insanların sıhhatli düşünemediğini gösterir.  
Dinin insanı yönlendirme ve eğitim yönünün zayıflaması neticesinde intiharların sayısı çoğalır. Müslüman, mezardaki ahvalini, mahşerdeki hesabın zorluğunu, sıratın geçilmesinin ancak iman ve salih amelle mümkün olabileceğini idrakle sıhhatli düşünebilir.  
 
KİŞİDE OLMASI GEREKENLER
1- Bir müslüman, beş vakit namazını mutlaka kılacak.
2- Kur’an’ı fırsat buldukça okuyacak. Ahkâmına tâbi olacak.
3- Tevbe ve istiğfarı dilinden eksik etmeyecek.
4- Peygamberimize çokça salât ü selam getirecek.
5- Haram ve helallere azami derecede dikkat edecek.
6- Allah’ın vermiş olduğu rızklardan bol bol infak edecek.
7- Sadık ve salih kimselerle arkadaşlık edecek. Hakkı ve sabrı tavsiye eden kimselerle ünsiyette bulunacak.
8- İbadetlerini huşû üzere gerçekleştirecek.
9- Her erkek ve kadının giysisi, takva elbisesi; yiyeceği, helalinden takva azığı olmalıdır.
10- Her işine besmele ile başlayacak, hamd ile bitirecek. Zira besmelesiz her iş ebterdir. Şeytan besmelesiz her işe ortaktır. Allah Teâlâ da “şeytan sizin için açık bir düşmandır” buyuruyor.


İşte yukarıda saydığımız haller kişiyi şeytandan uzaklaştırır, Allah’a yaklaştırır ve kişinin her işi de bereketli olur.


İntiharlarda insanlar üzerinde en müessir olan şeytandır. İnsana vesvese verir, haktan saptırır bu konu ile ilgili de Allah ü zülcelâl şöyle buyuruyor:
“Kim Rahman’ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar onları bu doğru yoldan alıkoyarlar da onlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf 36-37)
Dünya ve ahiret saadetini kazananlar, sürekli ilâhî murakabe altında, yani bir nevi ilâhî kameralar gözetiminde hayatı kontrol edebilenler, ihsan derecesine ulaşan bahtiyarlardır. Bütün müminler Cenab-ı Hakk’ın şu beyanlarını tefekkür etmelidir:


“Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir.” (Hadid 4)
“Biz ona (insana) şah damarından daha yakınız.” (Kaf 16)
“Şunu iyi bilin ki Allah insan ile kalbi arasına girer.” (Enfal 24)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu hususta:
“İmanın en üstün mertebesi, nerede olursan ol Allah’ın seninle beraber olduğunu bilmendir” buyurmuştur. (Heysemî)
Şunu iyi bilelim: tek başımıza ölecek, tek başımıza dirilecek, tek başımıza hesaba çekileceğiz. Kur’an-ı Kerim müminler için şifa, muttakiler için rehberdir. Kim ona uyarsa hidayete erer ve doğru yolu bulur. Ondan yüz çeviren bedbaht olur ve felaketlere sürüklenir. Neticede kişi nice yanlışlarla iç içe kalır; ilâhî müşahede altında olduğunu idrak edemeyen kişilerin son anı -neuzü billâh- istenmeyen bir ölümle neticelenebilir. İmanda itibar sonadır. İmandan mahrumiyet en büyük hüsrandır. Cehennemin azabı ise pek şiddetlidir. 
Dönüşü olmayan bir yanlış yapanlar için, mezarda, mahşerde, hesap anında, sıratta hep pişmanlık vardır ama nafile... Bütün kötülüklerin anası haramlardır. Hiçbir haram müminlerin malı ve işi olamaz ve olmamalıdır. Olursa Allah Teâlâ’nın buyruğunda “o dünyasını da ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.” (Hac 11)
Allah’ım ümmet-i Muhammedi Kur’an’a mahkûm eyle. Âmin.



4630 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sulhda Hayır Vardır - 12/02/2013
"Mü'minler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz." (Hucurat,10)
Giyiside Edep - 19/01/2013
Hafız Cemil Usta Hoca Efendinin Fıkıh Sobetleri
Foto Galeri

Altınoluk
Yüzakı Dergisi
Genç Dergisi
Şebnem Dergisi
Altın Çocuk Dergisi
Bizim Bahçe

İlam Tv

Altınoluk Arşivi
Haftalık Görüntülü Sohbet